Seyahat Edenler Neden Dikkat Çeker?

Sanal Dünyanın Gerçek Rehberi: Seyahat Yâ Evliya Çelebi

 

Herodot neden "tarihin babası" olarak nitelendi? Tarihin bilim olup olmadığı konusunda dahi bir yığın araştırma yapılmış olmasına rağmen 'tarihe bir baba bulmak' ya da Çicero'nun deyişiyle "tarih yazarlarına baba bulmak", onu öksüz bir edebiyat olarak nitelemek neyin nesiydi?

Acaba bunun nedeni, tarihin; anlatılmaya, keşfedilmeye her şeyden daha çok ihtiyacı olması mıydı? Yoksa insanlar için tarih; hikayelerden, efsanelerden, tüyler ürpertici metafizik olaylardan mı ibaretti! Belki de hepsi. Bir Yunan şehir devletinin senatörü Perslerin kaç bin kişilik bir orduya sahip olduğunu merak ederken; Yunanlı bir balıkçı, Pers teknelerini, Asya'da avlandığı söylenen deniz canavarlarını merak edebilirdi! İşte antik çağdan bugüne seyyahlar ve bugünün gezginci blog yazarları aynı meraka hizmet ediyorlar! Ciddi meraklılarla, kendi alanında dünyada ne olup bittiğini merak edenlere, kendi deneyimlerini, gözlemlerini, bilgilerini aktarıyorlar. Tarihteki seyyahların da temel olarak bu amaca hizmet ettiğini söylemek mümkün.

Bugün "Google Maps" üzerinden bir fare hareketiyle gidebildiğimiz hatta gezebildiğimiz sokaklar, kentler, kasabalar, köyler "tarihin babaları" için ne anlam ifade ediyordu? Ya da bu seyyahları/babaları dinleyen insanlar için buralar ne idi? İnsanlar gezginleri, seyyahları dinlediklerinde birçok meraklarını, edebi heveslerini, hayal güçlerinin ihtiyaç duyduğu doyumu, sahneleri zihinlerinde canlandırabiliyorlardı! Asla gidemeyecekleri yerleri duyduklarında pek gidilesi bir yer olup olmadığına karar verirler ya da bulundukları yere şükrederlerdi. Her ne olursa kendi dünyalarından başka dünyaların merakı bâki kalırdı.

Bugün bizim tarihi kalıntı olarak gezdiğimiz taşların üzerinde gezinmişlerdi bütün seyyahlar. Kim bilir belki de Herodot dostlarıyla oturduğu bir üzüm bağında Pers-Yunan savaşlarını anlatırken arkadaşının teklifiyle haftaya Aspendos'da sahne alacak bir tiyatro için sözleşmişlerdi. Yüzlerinde maskeleriyle iyi ve kötüyü; Yunanlı ve Persli savaşçıları tiyatroda izlerken gerçekten kentin kapısına dayanmış savaşçıların sesi duyulmuş ve yazmaya başlamıştı Herodot. Modern dönemin hafif bozuk söylencesiyle "story" olarak not düşmüştü tarihe.

Antik çağın Heredot'u ne ise 17. yüzyılın ya da geç orta çağın, 'tarih yazarlarının babası' olarak pekala Evliya Çelebi kabul edilebilir. 17. Yüzyıl, Osmanlı Devleti için henüz klasik sayılabilecek bir tarih aralığı. Ahmet Hamdi Tanpınar, "ben Evliya Çelebi'yi tenkit etmek için değil, ona inanmak için okurum ve bu yüzden de daima kârlı çıkarım" demişti. Peki Evliya Çelebi bugün bize ne anlatabilir?

"Benzersiz bir turizm uygulaması" iddiasıyla ortaya çıkan GoArt, sanal rehber olarak Evliya Çelebi'yi belirlemekle hedeflediği tarihsel ve kültürel arka planı sergilemiş bulunuyor. Meraklı olan ve gezdiği yerler hakkında bilgi edinmeyi sınırsız bir hayat uğraşı olarak gören Evliya Çelebi, GoArt'ın hedeflediği kültürel ve tarihsel alanların her bir tarihi dönemi ile ilgili durumlarını, her bir mimari eserin geçirdiği dönüşümleri, her bir tarihsel alan ya da kent ile ilgili efsaneleri, kişilikleri aktarıyor.

Gezdiği, gördüğü hatta bizzat şahit olduğu olayları yazıya dökmek hem de bunu en edebi usullerini zorlayarak gerçekleştirmek nereden gelmişti Evliya Çelebi'nin aklına? Bir gece rüyasında gördüğü Hz. Muhammed'e "şefaat ya resulallah" diyeceği yerde "seyahat ya resulallah" demişti ve onun daha çok seyahat etmesi için dua eden peygamber nedeniyle bütün ömrünü, gezip görmeye gördüklerini yazmaya adamıştı. Yaşadığı dünyanın Osmanlı İstanbul'undan, bilinen Türklerden ya da Müslümanlardan ibaret olmadığını biliyordu. Fakat görmeliydi, yazmalıydı. Her keşfedeceği kentin binlerce yıllık geçmişi vardı. Bu geçmişi bağrında taşıyan mimari eserler, tarihe mal olmuş kişilikler, din adamları, askerler, kahramanlar hatta vampirler, öcüler, ne olduğu belli olmayan varlıklara dahi rastlanmaktaydı. Evliya Çelebi hepsini yazıya döktü. Bunu yaparken geleceğin ciddi araştırmacılarına veri sağlayacak bilgileri de ihmal etmiyordu. Kimi zaman toprağın yönetiminden, bilmem neredeki idareciden, vakıfların öncülük ettiği hayır işlerinden de söz edebiliyordu. Bazen gezmediği yerlerle ilgili duyduklarını da nakletmekten çekinmiyordu. İlkel bir röportaj tekniği idi bu.

Hayatını seyahat etmekle geçirmiş bir rehber olarak Evliya Çelebi, seyahat etmenin en önemli tatil aktivitesi olarak görüldüğü günümüzde, aynı zamanda en önemli sanal rehber olabilir. İnsanlar artık gezerken internetten gezdikleri yerler hakkında bilgi edinebilme sorunuyla uğraşmaz ve araştırılmış, akademik süzgeçten geçmiş bir bilgiyi, bilginin yanında hikayeleri, efsaneleri tarihe mal olmuş kişilikleri tanıyacak ve yakından gözlemleyebilme imkânı yakalayacaktır.

Mustafa Yaşar Özoylumlu

RoofXR Content Designer