Harput Kalesi’nden Tarihi Bir Seyir


Eski taş binalar, hamamlar, cumbalı evler, türbeler tarihi bir dokunun insana fısıldadığı ne çok şey var. Şehirleri, geçen yılları, insanlarını hatırlatıp ‘Kimler geldi kimler geçti’yi istemsizce aklımıza getiren yerler.

Tarihin; okuduklarımızdan ve derslerde öğrendiklerimizden ibaret olmadığını düşündüren, o yerlerde yaşayanların izlerini sürmemizi sağlayan o hissin peşinden giderek gezmeli tarihi kentleri insan. 

Taş duvarlara dokununca hissetmeyi dilemeli. 

Bir şehri ise en yüksek yerinden seyretmeli. 

Sokaklarında kaybolmadan önce hâkim bir noktadan görmeli. 

Neye karşı, neyin içinde yer aldığını bilip, bir yeri olmalı insanın diye.

Kaleler; şehirleri, çevresini ve tepelerini saran koruyan yaşatan.

Tarihin izini, zamanın isini, yaşamışlığı hissedebileceğimiz bir doku. 

Şehir gibi zamanın da sığınağı kaleler. 

Tarihi bir seyir zevkini en iyi sunan yerlerin başında, şehirlerin kaleleri geliyor olmalı. 

Harput Kalesi de zamanın ve kentin koruyucu imgesi olarak, günümüze tarihi ve mimarisiyle geçmişin hatırlatıcısı olarak kalmış.


Harput Kalesi Hangi ‘Medeniyetlere Beşik’ti? 

Hurriler tarafından kurulan kent, Hititler zamanında ‘İşuva’ adıyla biliniyor.

Kalenin inşasına ise M.Ö. 7. yüzyılda Urartu Krallığı döneminde başlandı. Kale; Medler, İskitler, Persler derken milattan sonraya Roma İmparatorluğu ile geçti. 7. yüzyılda Bizans İmparatorluğu hâkimiyetine geçen kentin adı ‘Harpote’ olarak anılmaya başlandı, sonrasında ise ‘Taş kale’ anlamına gelen ‘Harput’ adını aldı.

Pers, Bizans, Selçuklu ve Türk Beylikleri gibi birçok medeniyetin yaşadığı bölge, Çubukoğulları, Artukoğulları ve Selçukluların bölgedeki idari merkezi olarak kullanıldı. Bölgenin Osmanlı Devleti'ne dâhil edilmesi ise 1515’te Yavuz Sultan Selim döneminde oldu.

Rum, Ermeni, Süryani, Kürt ve Türk topluluklarının bir arada yaşadığı yöre; kültürel, ekonomik ve eğitim açısından her dönem gözde bir yerleşim yeri oldu.

Harput Kalesi bölgenin en bilinen antik yerleşim yerlerinden 

Birçok medeniyetin hâkimiyeti ile şekillenmiş bir yapıya sahip

Ziata Castellum ve Kharpete, Hısn-ı Ziyad bilinen eski adlarından

Tarihi kent 2018 yılında UNESCO Kültür Mirası Geçici Listesi’ne girdi.



Efsaneler Olmadan Olmaz

Rivayet odur ki; Bir zamanlar kalenin dehlizlerinde uyuyan güzel bir kız varmış. Yılın yalnız bir vakti uyanır “Süt Kalesi yıkıldı mı? Katırlar kuzuladı mı? Dere hamamının yerinde yeller esiyor mu?" diye sorarmış. Melike-i Hisar olarak da anılan kızın, kalenin koruyucusu olduğu ve söyledikleri gerçekleşirse kıyametin kopacağına ve Harput’un yıkılacağına inanılıyormuş. Soruları kehanet kabul edilir mi bilemiyorum fakat geleceğe dair söylenenlere kulak kabartmak gerek, ne olur ne olmaz.

Bir başka anlatıda ise Harput Kalesi’nin inşasıyla eş zamanlı bölgede susuzluk başlamış. Su kıtlığına rağmen bölge hayvanlarının sütü bereketlenince dönemin hükümdarı harç için gerekli su yerine süt kullanılmasını buyurmuş. Açık renkte yapısının ‘Süt Kalesi’ diye anılmasına sebep olduğu da söylenenler arasında.

‘Süt Kalesi’ Mimarisi

İç ve dış surlarla birlikte 3 büyük kayalık üzerinde yükselen kalenin çevresi uçurumlarla çevrili.

Kale kent şeklinde tasarlanan yapı Mezopotamya bölgesinde, dış tehlikelerden korunmak için halkı da içine alacak bir plan olarak çokça tercih edildi. Kalenin özgün yapısıyla bugünlere ulaşmasında ise Artuklular dönemindeki onarım etkili oldu. Kalenin kayadan oyularak yapılan odaları, sarnıcı ve merdivenleri ise yapıda muhafaza edilen önemli yerlerden. 

4 bin yıllık tarihinin yanında, bölgenin arkeolojik değeri, kaledeki kazı çalışmalarıyla gün yüzüne çıkan zindanlar ve darphane ile arttı. Bakır ve gümüş sikkelerde Roma, Bizans ve Türk Beyliklerine ait izlere rastlandı. Yakın dönem kazı çalışmalarında ise Osmanlı dönemine ait ticarethane, konut, atölye ve mektep bulundu.



Harput Kalesi’nde Yolculuk

Elazığ il sınırları içinde yer alan Harput Kalesi şehir merkezine 10 km uzaklıkta. Şehir merkezinden toplu taşıma araçlarıyla da kolayca ulaşım sağlanabiliyor.


Peki Harput Kalesinde Tarihin İzlerini GoArt’la Bulmaya Ne Dersiniz?

Harput Kalesi’ni Urartu, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemindeki mahalle yapısıyla, sayısız tarihi eseri ve mimari dokusuyla o çağın insanlarını günlük yaşamları içinde sokak ve pazarlarında döneme özgü kıyafetleri ile görmeyi kim istemez ki!

GoArt teknolojisi ve kurgusuyla, gezerken öğrenmeyi ve daha fazlasıyla bir oyunun içinde hissetmemizi sağlıyor.

Eski zamanları hayal etmenin ötesinde, zaman kapılarından geçerek deneyimlemek, Evliya Çelebi’nin ardında tarihin canlandırılan dönemlerinin bir parçası olmak mümkün.

Kaleye ulaştıktan sonra GoArt’ın zaman kapılarını bulmak, sanal rehberinizle tanışmaksa artık sizin ellerinizde.